Pamukkaleyi hala görmediyseniz, bu kış bir hafta sonunuzu ayırabilirsiniz. Nasıl olsa Pamukkale ve çevresindeki termal kaplıcaların suyu hep sıcak orada her mevsim yaz..
Uyduların bile gökyüzünden rahatlıkla görebildiği, Dağların kahverengisi arasında bembeyaz bir vaha gibi kayıtlarına geçirebiliyor. Aslında şaşırtıcı değil bu; çunkü Pamukkale, 2700 metre uzunluğu, ve 160 metre yüksekliği ile uydu kameralarının kaçıramayacağı büyüklükte. Bilmeyenleri şaşırtacak özelliği ise her mevsim kar beyazı rengi. Pamukkale, karı hatırlatan beyazlığı, yanı başında o kış beyazına zıt kırmızı çilekli zakkumları ile gerçektende görenleri büyüleyen bir doğa harikası.
Nitekim hem bu özelliği hemde çevresindeki tarihi zenginliği ile Unesco’nun Dünya kültür Mirası listesinde. Pamukkale’nin binlerce yıldır yerleşim merkezi olmasını sağlayan şifalı termal su, böglenin bu ünlü beyaz travertenlerini de hayat vermiş. Pamuk travertenler geçmişe antik uygarlıklar, için 20. yüzyıldan itibaren turistler için bir çekim merkezi olmuş.
Günümüzde yılda 1 milyon kişi Pamukkale’yi ziyaret ediyor. yerli ve yabancı turistler bir yandan bu doğal harikayı kendi gözleri ile görme fırsatı buluyor, bir yandan da 35 derece sıcaklığı muhafaza eden suda sağlık arıyor.
İnanç Haritasıda var ;
Ancak Pamukkale’nin tek özelliği bu değil, çünki bölgenin inanç turizmi haritasında önemli bir yeri var. Bergama kralı 2. Eumenes MÖ. 197 Yılında Pamukkale ile iç içe denebilecek yakınlıkta bir kent kurmuş. Kentte, Amazonlar Kraliçesi Hiera’nın adı verilmiş. Hierapolis denmiş. Ama kent, tarih kitaplarına bambaşka bir nedenden dolayıda girmiş. Kuruluşundan yaklaşık 2 yüzyıl kadar sonra Hz. İsanın havarilerinden St Philip burada öldürülmüş. Hristiyanlığın yerleşmesiyle, burada St. Philip adına bir anıt mezar yaptırılması Hierapolis’i inanç yolculuğundaki duraklardan birine dönüştürülmüş. Bölgeyi ziyaret edenler, tarihn o sayfalarını Hierapolis arkeoloji müzesinde görme şansı buluyor. Yüzyıllar öncesinde de şifalı termal sulardan yararlanıldığını kanıtlayan eski hamamları, antik havuzları geziyor.
Sular Her Derde Defa
Geçmişe yapılan bu gezinin ardından ziyaretçileri bugünün kaplıcaları bekliyor. Pamukkale kaplıcaları ve yakınındaki Karahayıt ve Gölemezli’deki termal oteller hemen akla gelenler. Bu kaynaktaki suların Romatizma, kalp, damar sertliği, mide hastalıkları, tansiyon ve deri hastalıklarına iyi geldiği biliniyor. Pamukkale Otelleri de , deneyimli ve uzman sağlık personeli ile turizmin gerekliliklerini yerine getiriyor. ( bölgedeki Başlıca Oteller : COLOSSAE TERMAL & SPA HOTEL, POLAT TERMAL HOTEL, RICHMOND PAMUKKALE TERMAL HOTEL )
Efsanesiz Olurmu,
Anadolu’daki her yerleşişm yerinde, her antik kentte olduğu gibi Pamukkale ‘de bizi efsane ile karşılar. Günümüze kadar ulaşan o efsaneye göre, yakındaki bir dağda yaşayan genç bir kızın yüzü çıbanlarla kaplıymış. Bu yüzden çok üzülür, aynalardan köşe bucak kaçar, kimselere görünmek istemezmiş. Oğlan analarıda Allah Oğlumu senden esirgesin diye dua edermiş. Yüzü çıbanlı yüreği altın genç kız sonunda dayanamamış. Ölmek için kendini suya atmış, Efsana bu ya keklik avına çıkmış Denzili beyinin oğlu genç kızı farkedip kurtarmış. Derdini anlayıncada gülmüş. Senmi çirkinsin oduncu güzeli demiş, eğilde suda kendine bir bak senden güzeli varmı ? genç kız korkarak suya bakınca ne görsün! Çıbanlardan eser yok. Sudan yansıyan silueti de dünya güzeli bir genç kıza ait. Tahmin etmeye bile gerek yok meper genç kız kendisini Pamukkalenin şifalı sularına atmış. O şifalı sular da genç kıza ölüm değil, bir görenin bir daha göreceği güzellikte mutlu bir hayat getirmiş..
Hiç Benzer yazı Yok