Friday, September 3, 2010 21:57

Tayland-Vietnam-Kamboçya Gezisi Anılarım

Perşembe, Aralık 31, 2009, 7:01

grand palace taylandDaha önce hiç gitmediğim Tayland bizi kendisine çağırıyor. İstanbul’da yaşayıp tayland’a gitmemek olmaz Tayland’dan çok daha egzotik ve bakir Vietnam’ı ve Kamboçya’yı yakından tanıma fırsatı bulduk bu gezimizde. Tanıdıkça da özellikle Vietnam’ın yerel lezzetini keşfettik. Indochina (Hindi-Çin) denilen bu bölgede deniz ürünleri ile damağımızı şenlendirdik. İstanbul’da hava 7ºC iken, +30ºC’de tatilin keyfini çıkarttık. Olabildiğince turistik yerlerden kaçıp, yerli halkın gittiği yerlerde dolaştık, oraların yerlisi gibi davrandık.

ben, şirketten arkadaşım Fatih ve abim ile birlikte hayalimdeki tatili yapmaya karar verdik ve sırt çantası ile 17 günlük Tayland-Vietnam-Kamboçya turuna çıktık. Aslında Indochina’yı gezmenin raconu Tayland, Kamboçya, Vietnam ve Laos’tan oluşan ve yaklaşık 1 aylık süren bir tur. Ama bizim zamanımız kısıtlı olduğu pattaya plajphuket plajiçin ulaşım şartlarının oldukça zor olduğu Laos’u çıkarttık, birazda güvenli olmayan Kamboçya’yı kısa tuttuk. Tüm uçak biletlerini gezinin 3 ay öncesinden internetten açılış fiyatlarına alarak ucuza getirdik. THY ile İstanbul-Astana  Air Astana’dan Almaty-Bangkok-Almaty biletini, Nok Air’den Bangkok-Hanoi biletini ve son olarak Pacific Airlines’dan, Nha Trang-Ho Chi Minh biletlerini aldık. Her gezide yaptığım gibi kendi turumuzu kendimiz, daha gitmeden hangi otellerde kalacağımızı, hangi restaurantlarda neler yiyeceğimizi belirledik.

1.Gün – 09.10.2009 İstanbul - Almaty – Bangkok

Yağmurlu bir İstanbul sabahı havalimanına gittik, 11 saatlik bir yolculuktan sonra Bangkok’un geçen sene açılan yeni Suvarnabhumi Havalimanına indik.  Rus’lar vize sırasına girerken biz anlı şanlı Türk Pasaportunumuzu gösterip Tayland’a adımımızı attık. Bir miktar dolar bozdurup (1 US$=33 Baht) havalimanından pazarlıkla (12 US$) taksi ile kaldığım otel phuketKhao San Road’a gittik. internetten bulduğum Star Dome Inn Hotel Khao San Road’un bir arka caddesindeki Rambuttri Road üzerindeydi. Sıcak suyu ve kliması olan double oda kahvaltı dahil 16US$’a anlaşmıştık Beklentilerimizin biraz altında olan otelden, eşyalarımızı odaya bırakıp bir duş aldıktan sonra dışarı çıktık.

İlk işimiz günlerdir hayalini kurduğumuz tayland mutfağından yemekleri tatmak oldu. İlk lezzet durağımız hemen otelin önünde el arabasında sokakta yapılan Pad Thai (kızarmış makarna) oldu. Daha önceki yazımda anlattığım Pad Thai oldukça lezzetli ve çok ucuz, (1 US$’dan az) sokaklarda satılan bir yemek. İsterseniz ayrıca fındık, istiridye sosu (oyster sauce), acı sos veya tatlı ekşi sos ile daha da lezzetlendirebiliyorsunuz.

İkinci durağımız ise çöp şiş bebek kalamarların satıldığı bir tezgah oldu. Okyanus ülkesi olan Tayland’ın her yerinde deniz ürünleri mevcut. 2 şişte kalamar götürdük.

Karnımız doyduktan sonra küçük bir cafeye oturup bir sürahi Singha Bira ısmarladık ve gelen geçenleri izleyerek DSC06032tatilimizi kutladık. Khao San Road’da dünyanın dört bir yanından gelen sırt çantalı turistler 1-2 gün geçirip iklime alıştıktan sonra Tayland’ın güney sahillerine veya diğer ülkelere giderler.

bangkok 02Ertesi gün erkenden Vietnam’a uçacağımız için fazla geç kalmadan otele döndük. Yanlız bu hoteli pek beğenmediğimiz için tavsiye edemeyeceğim. Nitekim Kamboçya dönüşü iki gece daha Bangkok’ta kalacaktık ve aynı yol üzerinde karşıda Four Sons Inn çok daha güzel göründüğü için 15 gün sonrasıına oraya rezervasyon yaptırdık.

2.Gün- 10.10.2009 BANGKOK – HANOI

Sabah erkenden kalkıp kahvaltı bile etmeden taksi ile pazarlıkla 350 Baht’a Suvarnabhumi Havalimanına gittik. Eğer sizde pazarlık ile Bangkok havalimanına gidecek olursanız mutlaka Highway denilen otoyolu kullanın. Otoyol parasını ben ödeyeceğim diyip taksiyle pazarlığınızı ona göre yapın. koh tao tayland 01Çünkü Bangkok şehir içi trafiği özellikle mesai başlangıç ve bitiş saatlerinde İstanbul’u aratmayacak kadar kötü.

ko tao tayland 02Suvarnabhumi 2007′de açılan devasa bir havalimanı. Eski havalimanı Don Muang artık iç hat uçuşları için kullanılıyormuş. Nokair’le 1,5 saat sonra Vietnam’ın başkenti Hanoi’ye inerken Bangkok’tan çok çok daha küçük ve çok daha az gelişmiş ama yemyeşil bir şehri yukarıdan izledik.

Pasaport kontrolünden önce görevli polise önceden Vietnamdaki bir turizm acentasından ayarladığımız “Visa on arrival” formumuzu gösterdik, birer fotoğrafımızı verdik ve 5 dakika içinde bir aylık vizemiz pasaportlarımıza işlenmiş olarak hazırdı. Polislerin kıyafeti olsun kullandıkları bilgisayar olsun Tayland’dan çok farklıydı. Sosyalist bir ülke olduğu daha yeni yeni gelişmeye başladığı her halinden belli oluyordu. Sırtçantalarımızı aldıktan sonra biraz dolar bozdurup (1 US$=16.000 Dong) dışarı koh tao tailandçıktık. Havalimanından şehir merkezine taksiler fix fiyat 12 US$. Hostelsweb adresinden bulduğum küçük ve sevimli hotelime Sun Rise Hotel’e gittik.

Eşyalarımızı bıraktıktan sonra biraz çarşı pazar gezip yerel halka karıştık. Karnımı hafiften acıktığından yolda gördüğümüz meyva satıcılarına dadandık.

Sonra Vietnamda’ki yapacağımız tüm extra turları ve tren-otobüs biletlerini İstanbul’dayken görüştüğüm acentadan aldık. Aslında toplamda normalden 5-10 US$ fazladan ödemiştik ama vize almak gibi bir sorunumuzu hallettikleri için çokta önemsemedik. Şehir turunda ise Old Quarter denilen bölgeyi, Hoan Kiem gölü civarını ve Vietnam’lıların Atatürk’ü sayılan Ho Chi Minh’in Mozelyesini gezdik. Akşamda Hoan Kiem gölünün kuzey tarafındaki Su Kuklaları şovunu seyrettik. Çıkışta Old Quarter’da gezerken karşımıza çok ilginç bir manzara çıktı. Türkiye’den direk uçuşların bile olmadığı Vietnam’da Döner Kebab yazısını görünce çok şaşırdık.

sea food taylandNihayet akşam yemeği için öğlenden rezervasyon yaptığım Vietnam’daki ilk lezzet durağımıza geldik. İşletmesini Avustralya’lıların yaptığı Highway 4 Restaurant‘ı Travel&Living kanalında Andrew Zimmern’in sunduğu Bizzare Foods (Sıra dışı Yemekler) adlı programda görmüştüm. Andrew çeşitli ülkeleri gezip ilginç yemeklerin tadına bakıyor. Hanoi’de de tavsiye ettiği iki restauranttan biriside burasıydı. Kuru etli papaya salatası, karidesli yeşil mango salatası, kızarmış jumbo karides, kızarmış serçe, tereyağlı kurbağa bacağı ve mısır söyledik. İçecek olarakta Son Tinh( kayısı likörü) sipariş ettik.Roasted_sparrow

Kurbağa bacağı dışındaki her şey çok güzeldi. Kafası, gagası ve bacakları ile birlikte bütün halde kızartılan minik serçeler aslında lezzetliydi ama görüntü olarak insanın içini burkuyordu. Kendimizi biraz suçlu gibi hissedik ve salatalara yüklendik. Taze otlar ile yapılan salatalar içindeki meyveların suyundan olsa gerek inanılmaz lezzetliydi. Tüm sebzeler ve meyveler salatadaki karides ve kuru etler ile bütünleşip hafif ekşimsi bir tat ve ezgotik bir lezzet veriyordu. Hafiften tatlı likörün etkisiyle ve bu sıradışı yiyecekler ile kendimizden geçtik ve sonrasında sanırım Vietnam’da ödediğimiz en pahalı hesabı ödedik (4 kişi 54US$).

bangkok yemek 01Yemekten sonra Old Quarterda yürürken yerel halkın sokaklarda kurulan masa ve sandalyelerde nasıl yemek yediğini gördük. Bizim biraz önce verdiğimiz paranın beşte biri fiyata yengeç ve deniz kabukluları yiyorlardı. Kocaman yengeçler bir tencerede kısa süre haşlanıp daha sonra mangalda ızgara edilerek servis yapılıyordu. Salyangozlar ise direk mangalın üzerinde ızgara ediliyordu. Daha ilk günümüz olduğu için sokakta yemek yemeğebangkok yemek 03 cesaret edemedik ama gördüklerimize karşı tok olmamıza rağmen yutkunduk ve kendimizden geçtik.

Otele gitmeden önce de gölün etrafında 30 dakikalık bir bisiklet turu yaptık. Tayland’daki motorlu tuktukların yerine Vietnam’da ekonomik durumdan olsa gerek cyclo vardı. Bizler ön tarafta otururken, amca arkada pedal çevilerek bizi götürüyordu. “Where are you from” sorusuna 20 kere “TURKEY” dedikten sonra yine de anlaşamadığımız cyclocu amca, anca “Galatasaray, İstanbul, Tarkan” filan dedikten sonra “AAAA TO Nİ Kİİİİİ” diye cevaplayarak Türkiye’nin Vietnam’ca nasıl söylendiğini de öğretmiş oldu.

3.Gün- 11.10.2009  HANOI – Perfume Pagoda

chalong temple - phuketSabah erken saatlerde Perfume Pagoda (Parfümlü Tapınak) turuna çıktık. 1 saatlik minibüs yolculuğundan sonra kayıklar ile çeltik tarlalarının arasından geçerek yüksek bir dağın yamacına geldik.

Son olarakta büyük bir mağaranın olduğu tepeye çıkmak için teleferiklere binip dağın zirvesine çıktık. Tepede çok büyük bir mağara vardı. İçindeki budalara, gelen ziyaretçiler yemek veriyor ve tütsü yakıyordu. Mağaranın içini kaplayan tütsü kokusundan dolayı da buraya Perfume Pagoda ismi vermişlerdi. Geri dönüşü hem spor olsun hemde daha fazla şey görelim diye yürüyerek indik. 30 derecede güneşin altında terden sırılsıklam olduk ama etrafımızdaki doğanın güzelliğinden ve yeşillinden etkilenerek pek de rahatsız olmadık.

Aşağıda öğlen yemeğini tüm gruplar ile birlikte yedik. Tavuk, balık ve sebzelerden oluşan zengin bir menü vardı. 354-400 test (3)Ekmek niyetine gelen buharda pişmiş pirinçlerden kasesinize bir miktar alıyorsunuz, üzerinede pilav üstü kuru gibi istediğiz yemeği ekliyorsunuz. Son olarakta tuz, biber yerine masadaki acı sos ve soya sosu ekleyerek lezzetlendiriyorsunuz. Tüm Güneydoğu Asya’da oluğu gibi burada da yemekler çubuklar ile yeniliyordu. Yemekten sonra kayıklara bangkok yemek 02binmeden önce ne olduğunu bilmediğimiz bir meyva suyu sıkıldığını gördük. Sopaya benzer şeker kamışları elle çevrilen bir merdanede 3-4 kez ezilerek suyu çıkartılıyordu. En son bir adet mandalina da merdaneden geçirilip bu içeceğe hoş bir koku veriyordu. Son olarakta içine buz atılarak soğutulan bu meyva suyunun o günden itibaren hepimiz müptelası olduk. Sıcak Vietnam günlerinde içinizi ferahlatan bu içeceği mutlaka tavsiye ederim.

Akşamüstü Hanoi’ye geri döndük, otelde biraz dinlendikten sonra Bizzare Foods programında gördüğümüz ikinci lezzet durağımıza Cha Ca La Vong Restaurant’a gittik. 100 senelik bu lokanta ismini kendinden aldığı Cha Ca Street 14 adresinde bulunuyor. Etrafında meşhur “Cha Ca La Vong Restaurant” burası DSC08677diyen benzerleri ile dolu o yüzden dikkat etmekte fayda var yanlış yere gitmeyin. Bu restaurantın menüsünde sadece bir yemek var oda “Grilled Fish”. Kılçıksız ve kuşbaşı DSC08680doğranmış balıklar yağda kızartılarak masanıza mangalın üzerinde getiriliyor. Ayrıca yanında pirinç makarnası, 4-5 değişik ottan yapılan bir karışım, yer fıstığı, karides püresi ve pirinç sirkesi getiriliyor. Taze soğan, kişniş, maydonoz ve adını bilmediğimiz diğer otlar balığın üzerine eklenip yağda kısa süre kavruluyor.

Daha sonra isteğe göre fıstık, sirke ve karides püresi ekleniyor. Pirinç makarnanızı kendi çukur kasenize aldıktan sonra üzerine mangalın üzerinde pişen tavadan birkaç parça balık ve otlardan ekliyorsunuz. Zaten yumuşacık olan balık parçalarını ağzınıza attığınızda otların verdiği aromalar ile birlikte DSC09241ağzınızda dağılıyor.

Bir anda tüm damağınıza lezzet şelalesi akıyor. Buz gibi bira eşliğinde tabiiki 4 porsiyon balık bize yetmedi ve bir kaç porsyon daha istedik. Sonra pirinç makarnası takviyesi aldık, sonra ot takviyesi aldık, sonra bira takviyesi aldık derken bizim garson isyan etmeye başladı. Yine insan gibi birer porsiyon yiyip kalkamamıştık. Yan masamızda oturanlar yemeğini bitirdi başkaları geldi onlar da bitirdi kalktı ve biz hala masamızda oturuyor bu keyifli yemeğin zevkini çıkartıyorduk. Bence bir yemeği lezzetli yapan kesinlikle sadece yemeğin kendisi değildir. Bulunduğunuz ortam ve atmosfer, yemek yerken alınan lezzetin tamamlayıcısı oluyor. Masanın ortasına getirilen mangalda kendin pişir kendin ye usulü bu ziyafet 4 kişi için sadece 35US$ tuttu. Yaptıkları işe saygı duyarak teşekkür ettiğimiz yetkililere veda edip karnımızı ovuşturarak restauranttan çıktık. Vietnamda yediğimiz en güzel restaurantlardan biri olan Cha Ca La Vong mutlaka gidilmesi gereken yerler listesinde 1 numarada bulundurmanız lazım. Hanoi’ye kadar gidipte buraya gitmeden dönmeyin.

4.Gün- 12.10.2009 HALONG KORFEZI

DSC08704koh panyi tayland 01Sabah kahvaltıdan sonra Halong Korfezi turu için 2 saatlik yola çıktık. 2500’den fazla adanın olduğu ve Unesco tarafından koruma altına alınan bu körfezde gün boyu dolaşacağımız ahşap tekneye bindik. Adaların arasında dolanırken Ocak ayının ortasında mayo giymenin tadını çıkarttık. Her ne kadar hava sıcaklığı 20-23ºC olsada deniz sıcaklığı 15ºC civarında olduğu koh raya ring havadanphuket thailandiçin girmedik, deniz keyfimizi güneye sakladık.

Teknede alınacak öğlen yemeğinden önce denizin ortasında kurulan balık çiftlerine uğrayıp, isteyenler extra deniz ürünleri aldılar.

Halong körfezi turu tamamiyle turistlere yönelik olduğu için çok yüksek fiyatlı olan bu ürünlerden dayanamayıp sadece bir kaç dev midye almakla yetindik. Teknedeki verilen 3xHalong Korfezi (220)ücretsiz yemeğe ek olarak aldığımız midyelerde teknede pişirilip masamıza geldi. Yemekte sadece kalamar, karides, balık ve midye gibi deniz ürünleri vardı. Üzerine bizim dev midyelerimiz cila niyetine geldi. Çok az haşlanmış olan bu midyelere DSC08709birazcık limon sıkarak yedik.

Finalde ise ananas ve tropik meyvelerden oluşan zengin bir meyve tabağı geldi. Bodrum ve Marmaristeki tekne turlarında 4 adet köfte, iki kepçe makarna ve bir dilim karpuz verenlere duyrulur! Sabah 9’dan akşam 17:00’ye kadar yaptığımız bu yemekli tur için kişi başı 20US$ ödedik.

DSC06089Tekneyle Halong’a geri döndükten sonra oldukça zahmetli ve sıkıcı bir yolculuk ile Hanoi’ye geri döndük. Vietnam’da karayolu ulaşımı tam bir keşmekeş. Günübirlik turlarınız hadi neyse ama şehirler arası yolculuklarınızca mümkün oldukça tren veya uçak yolculuğu yapmanızı tavsiye ederim. Bir kere korna kesinlikle susmuyor. Şoför sollayacağı her araca istisnasız korna çalarak “Çekil ben geliyorum” mesajı veriyor. Karşıdan araba geliyor mu gelmiyor mu hiç önemli değil. Tam siz gözlerinizi kapatmış şimdi çarpıştık derken son anda direksyonu kırıp 20 cm arayla geçişiyorlar. Açıkçası sinir bozucu bir durumdu ama öğrendiğimize göre kaza durumu bizim ülkemize göre çok çok daha azmış.

Akşamüstü 20:30 gibi Hanoi’e vardığımızda içimiz dışımıza çıkmıştı. Şehir merkezinde birşeyler atıştırıp daha sonra DSC08746eşyalarımızı otelden alıp tren garına gidecektik. Ben Vietnam’lıların milli yemeği olan PHO (erişte çorbası) içmek istiyordum. Ekiptekiler ise pizza yemeyi tercih ettiler. Onları bir italyan restaurantına bıraktıktan sonra Pho24 adlı Vietnamın Mc Donalds’ı denilebilecek bir yere gittim.

DSC08745Son derece temiz, hijyenik ve ingilizce menüsü olan Pho24’te pirinç makarnaları kaynar suyun içinde 20-30 saniye haşlanıp kocaman bir kaseye konuyor, üzerine çok ince kesilen çiğ dana eti, taze soğan ve kuru soğan ekleniyor. Sonrada koca bir tencerede hazırlanan bülyon (et suyu) ekleniyor.

Yemeğiniz ile birlikte masaya ayrı bir tabakta kişniş yaprağı, fesleğen yaprağı, soğan, soya filizi ve limon geliyor. Aynı kelle paça çorbasını hazırlar gibi sarımsak, acı sos, soya sosu gelen otlar ve limon ekleyerek isteğinize göre çorbanızı lezzetlendiriyorsunuz.

Bir elinizde kaşık ile suyunu içip bir yandan da çubuklar ile pirinç makarnalarını ve etleri yiyorsunuz. Ben yemeğimi Bankok_2_ (106)DSC09239bitirmeme yakın yanıma oturan yaşlıca bir teyze siparişini verdi. Dikkatle onun yemeğini nasıl hazırladığını ve nasıl yediğini inceledim. Oda benim gibi Pho Bo (Dana etli Pho) siparişi vermişti ve yanında ayrıca et suyu içinde 5 parça küçük köfteciklerin olduğu bir porsyon köfte siparişi verdi. Meğer çorbanın içindeki eti az bulanlar ayrıca ekstradan köfte söylermiş. Bir sonraki Pho ziyafeti izlediklerim bana tecrübe oldu.

Yemekten sonra bizimkilerin yanına gittiğimde onlarda yemeklerini yemiş hesaplarını ödüyorlardı. Ertesi sabah için trende kahvaltılık poğaça türü şeyler alıp hep beraber bir taksi ile önce otele gidip eşyalarımızı aldık, sonra da tren garına gittik. Saat 23:00’te kalkacak olan SE3 treni ile 791 kmlik Danang yolculuğu yapacaktık. Uzun yolcuğumuzun rahat geçmesi için bira ve meyva suyu stoğumuzu yapıp 4 kişilik vagonlardaki kompartmanımıza geçtik. %80 turist ile dolu olan tren tahminizden çok çok daha iyiydi. Çarşaflar tertemizdi, devamlı yiyecek ve içecek hizmeti vardı. Biralarımızı yudumlarken tren hareket etti ve bir gecelik otel parasından da tasarruf ettiğimiz keyifli tren yolculuğu başladı. Bizde 1-2 derken 3. biralardan sonra yavaştan sızmaya başladık.

DSC09222pattaya gece sokaklarDSC06094Etiketler: Bangkok, Hanoi, Tayland, Vietnam

Share and Enjoy:
  • Print
  • del.icio.us
  • Facebook
  • Google Bookmarks
  • Blogplay
  • Add to favorites
  • DZone
  • email
  • LinkedIn
  • MSN Reporter
  • RSS
  • Technorati
  • Twitter
  • Yahoo! Bookmarks
  • Digg

Hiç Benzer yazı Yok

İsterseniz yorum yapabilir, veya Diğer yazılara Bakabilirsiniz.

This website uses IntenseDebate comments, but they are not currently loaded because either your browser doesn't support JavaScript, or they didn't load fast enough.

18 Dediki... “Tayland-Vietnam-Kamboçya Gezisi Anılarım”

  1. Ganhur
    7 Şubat, 2010, 1:51

    selamlar, yazınızı başka bir sitede daha okumuştum. Vietnamdan hangi turizm acentasından vize kağıdını aldığınızı ve nasıl ulaşabileceğimi, ya da benzer bilgileri bana da yollayabilirseniz çok sevinirim. ayrıca tren ve otobüs biletlerini gittiğinizde mi yoksa burdayken mi ayarladınız?

  2. Semih Diken
    7 Şubat, 2010, 22:34

    Bilgi hırzıslığı ayıp birşeydir.
    http://www.loplopculer.com/2008/11/tayland-vietnam-kamboya-gezisi-1.html linkinde benim yazdığım bu gezinin gerçek yazısına ulaşabilirsiniz. Benim yazıyı evirip çevirip buraya yazan arkadaşı vicdanı ile barışık yaşamasını ve emeğime saygı göstermesini diliyorum

  3. Admin
    9 Şubat, 2010, 9:54

    Bu Bilgi Hırsızlığı değil Bu Senin sitenden de alıntı değil, eğer böyle bir iddian varsa çok vahim bir durum var, biz bu bilgileri benzersiz içeriklerden alıyoruz ayrıca, sitedeki hiç bir bilgi çalıntı yada copy paste değildir, tamamen özgün içeriktir.. hiç bir şekilde içerik başka sitelerden kopyalanmamaktadır..
    saygılar site yönetimi..

  4. Semih Diken
    20 Şubat, 2010, 23:09

    Sayın site yönetimi el insaf, kelimesi kelimesine aynı, Copy paste yapılmış işte. Sadece şu farklılık var.
    THY ile İstanbul-Astana Air Astana’dan Almaty-Bangkok-Almaty biletini aldık demişsiniz. Neden İstanbuldan Bangkok'a direk gitmedinizde, THY ile önce astana gittiniz, sonra Almaty'den Bangkok'a uçtunuz? Astanadan Almaty'ye nasıl geçtiniz?
    Lütfen kendinizi kandırmayın.
    Ayrıca fotoğraflarda benim sayfamdan çalıntı. Bazıları 2008 yılında yaptığımız Tayland-Vietnam-Kamboçya gezimisin yazısından, bazılarıda 2006'da yaptığımız Bangkok-Phuket-Krabi yazsından

  5. Arrow
    21 Şubat, 2010, 10:02

    Başkasının yazdığı gezi yazısını çalmak nasıl bir tatmin sağlar insana anlamış değilim. Kalitesizliğin ve ucuzluğun alt sınırı yokmuş bunu iyice anladım ama. Böyle sağdan soldan çalıp çırpmaya devam edin çok başarılı olacaksınız. 

  6. Polis
    21 Şubat, 2010, 12:24

    Milletin emeğini çalarak para kazanmak yerine çalışıp çabalamanızı tavsiye ediyorum. Bu ve varsa diğer çalıntı yazıları kaldırın lütfen…

  7. gökhan
    21 Şubat, 2010, 17:54

    Semih Diken BU Yazı benim yazım senin nerden oluyor ne yalancı bir herifisin sen yahu birde utanmadan çıkmuş burda yazı benim diye yorum yapıyosun

  8. saira
    22 Şubat, 2010, 8:58

    Kalitenizden belli yazının kimin olduğu.''Löplöpçüler''in tarzını biliyoruz ve bu yazı kesinlikle Semih Bey'e ait.''Herif'' vs. gibi kelimelerle çalıntı yazınızı okuyanlara da bence saygısızlık ediyorsunuz.Emek hırsızlığına son verin.

  9. faruk bulut
    22 Şubat, 2010, 16:23

    ben bu yazıyı ilk burada okudum , yazının kimin olduğu tartışmasını sonradan gördüm , loplopcular sitesinin varlığından gene burada yazılanlar sayesinde haberdar oldum güzel bir siteniz var inceledim , yazılarınız farklı tecrübelerinizi paylaşmışsınız yazmışsınız elinize sağlık , bu raya kopyalayıp koyan arkadaşında eline sağlık çünkü burada bu yazıyı okumasaydım loplopcuların özgün yazılarına ulaşma şansım belki olmayacaktı , bilgi hırsızlığı kötü birşey bir daha yapmayın gidin gezin sizde yazın :)

  10. faruk bulut
    22 Şubat, 2010, 16:34

    son birşey daha , sitenin sahibi kimse kendisine çok güveniyor sanırım, bütün yorumları yayınlıyor bazı siteler yazmış olduğunuz yorumlar işine gelmediği zaman yayınlamıyor , sitesahibinede teşekkürler .

  11. Kamboçya fanatiği
    24 Şubat, 2010, 11:50

    Peki madem yazı sizin, yazının başında 17 günlük Tayland-Vietnam-Kamboçya Gezisi Anılarım yazıyor ama yukarıdaki yazıda 4. günden sonrasından ve Kamboçyadan hiç bahsedilmiyor. Sizin gezinin geri kalanını merak ettim. ( Yorumlarda Link vermeyi Yasakladım linksiz sitenin adını yazın ) linkinden başka şeyler yazarsanız bu kadar insan size inanacak. Yok bir kaç gün içinde yazamazsanız sanırm kopya olduğunu anlıyacağız.

  12. erdem
    25 Şubat, 2010, 12:21

    Yav kamboçya fanatiği, sen kamboçyaya git bence :) )) kızıl kımerlerle felan takıl orda ,

  13. Miracle Star
    25 Şubat, 2010, 13:37

    Sayın Faruk Bulut, site sahibi bütün yorumları artık yayınlayamıyor, RTÜK devreye girmiş, yasaklar başlamış

  14. Admin
    26 Şubat, 2010, 16:28

    Site Admini : Herkesin Yorumu içeriği ne olursa olsun yayınlanır yukarıda olduğu gibi, burada sansür yok, gizleme saklama yok herkes fikrini dile getirebilir paylaşabilir gezi rehberi son drece özgür ve demokratik bir gezi platformudur.. herkese saygılar

  15. ilker
    5 Mart, 2010, 15:19

    Gezi ve seyahat sitelerini takip edenler http://www.loplopculer.com sitesini gayet iyi bilirler. Semih Diken tarafindan yayinlanmis yazi ve resimleri calarak neyi amacliyorsunuz ? Insanlarin emeklerine saygi gösterin diyecegim ama karsisindakine "herif" diye hitap eden birinden saygi beklemek hayalcilik olur sanirim.

  16. musta ke
    13 Mart, 2010, 22:35

    20 Senedir Rehberlik yapıyorum gezmediğim yer kalmadı , adam bir yer gezmiş elli yere yazmış bir kaç yerde daha rastladım 3-5 gezginin takıldığı bir blogda yazımı çaldılar diye, ne istiyosun işte yazını paylaşmışlar, bizde bir kitap dolusu yazı yazdık çizdik heryerde yayınladılar gıkımız çıkmadı insanlar yazdıklarımıza ulaştı diye daha çok hoşumuza gitti

  17. admin
    13 Mart, 2010, 22:37

    Kesinlikle haklısın, İstatistikler ortada.. dahada iyi olacağından emin olabilirsin

  18. nermin kasacı
    13 Mart, 2010, 22:40

    yazılanları okudumda yazının asıl sahibi arkadaşlara bir tavsiyem var, sizin sitenizden burası sayesinde haberdar olduk… loplopculer diye bir siteyi ilk kez burda duyuyorum açıkçası

Yorum göndermek için


Security Code:
Yukaridaki Kodu Giriniz