Thursday, February 9, 2012 12:38

Binlerce Kilo Altınla Kurulan Kent Bergama

Pazar, Aralık 20, 2009, 7:11
Bu Yazı Genel, Kültür Mirası, Sende Git Kategorisinde ve View Comments var.

bergama-1Yunanca’dan daha önce kullanılan bir dile ait olduğu düşünülen Pergamos yada Pergamom kelimesi kale anlamına geliyor. Kuruluşu hakkında farklı efsaneler taşıyan Bergama’da yaşamın Prehistorik dönemde başladığı biliniyor ve İ.Ö. 3000 e kadar uzanıyor. Arkaik dönemde başlayan yerleşik kültür, bölgede lidyalılar, persler, yunanlılar’ı ağırlıyor ve Makedonlaylı Büyük iskender ile birlikte yeni bir dönem geçiyor.

İskender’in ölümünden sonra komutanlar arasında miras paylaşımı başlamış, Güney ve Batı Anadolu General Lysimakhos’a kalmıştı. Lysimakhos bu topraklarla birlikte büyük bir savaş ganimetinin sahibi olmuştu. Bu ganimet, 9 bin talant ( kimi kaynaklara göre 180 bin kimi kaynağa göre ise 234 bin kilo ) ağırlığında bir hazine demekti. General Lysimakhos, bir sefere çıkarken hazineyi komutanı olan Philetairos’A emanet etmişti. Lysimakhos’un ölümünden sonra Philetairos, Bergama Krallığını ilan ederek kente çeşitli paralar bastırdı. Kent bundan sonra hızla büyüdü. 1. Eumenes, 1. Attalos, 2. Eumenes, 2. Attalos, 3. Attalos tarafından yönetildi. Bergama Kralın ölümü ile Roma’ya bağlandı. Cesar’ın ölümünden sonra İ.Ö. 40 yılında Antonius’A kalan Bergama ünlü kütüphanesini bu dönemde kaybetti. Çalkantılı yüzyılalrdan sonra 300 lere gelindiğinde tüm Anadolu kentleri gibi Bergama içinde düşüş başlamıştı. Yoksulluk, depremler, veba ve taht kavgaları.. Roma İmparatorluğunun İ.S. 395 yılında ikiye ayrılması ile , Bergama’da Bizans dönemi başlamış oldu. Hristiyanlığın yayılmasında öneli bir merkez olan Bergama, havari Pavlos’un kurduğu yedi kilisden birine sahipti. Kent 14. yy Başında Türkler’in eline geçti ve 1345 den sonra Osmanlı İmparatorluğuna bağlandı.

Tarih böylesi Çalkantılı yüzyıllarla akıp giderken Bergama bölgededi önem ve görkemini hiç yitirmedi. Kütüphanesi, parşömeni, tıp merkezleri, Psikiatride attığı dev adımları, kültürü ve sanatıyla insanoğlunu hep kendine hayran bıraktı.

Antik Çağın En dik Tiyatrosu

bergama-tiyatroHelenistik Dönemin en muhteşem yapılarından biri olan Bergama Tiyatrosu yüzyıllardır bir kartal edası ile ovayı selamlamaktadır. Bugün bile ziyaretçileri ürkütecek kadar dik bir eğimle kentin batı yamacına yaslanan tiyatro, 2. Eumenes dönemine tarihleniyor. Bergama halkı, 10 bin seyirci kapasiteli bu yapıda hem tiyatro oyunlarını izler, eğlenir, hemde kent yaşamı ile ilgili sorunları tartışırdı.

Kale Dağının Tacı Traian Tapınağı

traian tapinagiBugün Bergama ilçe merkezinin neresinden bakarsanız bakın; antik kentin kurulduğu dağın yamacına yaslanmış tiyatroyu, hemen üstünde de gök yüzüne yükselen o bembeyaz sütunları görürsünüz. Burası Bergama’nın ünlü Traian Tapınağıdır. Tiyatrodan 55 Metre daha yükseğe kurulu bu tapınak, Romalılar’ın neredeyse tanrı mertebesine yükselttikleri İmparatorları Traian ve Hadrianus için yaptırılmıştı.

Traianeum yada Traianus olarak da anılan ve deniz seviyesiden yüksekliği 333 metreyi bulan yapı aynı zamanda Akrapol’ün de en yğksek noktasını oluşturuyor. Mermer Sütunları, Korint başlıkları, işlemeleri ile Helenistik çağın tüm pırıltısını yansıtıyor. Tapınak alanında bulunan bazı kalıntılar burada yer alan heykel boylarının 5 metreye vardığını kanıtlıyor.

Parşömeni Bergamalılar Buldu

Akrapol yani Yukarı Bergama’nın belkide en önemli yapılarından iri daha mevcut değil bugün. Bergama Kralı 2. Eumenes tarafından yaptırılan kraliyet kütüphanesi antik dünyanın en büyük iki kütüphanesinden biriydi. Dİğrei iskenderiye de olan kütüphaneler, iki şehri büyük bir rekabete sokmuştu. Bergama Kitaplarında kullanıldığı papirüsleri İskenderiyeden getiriyordu. Bergama kütüphanesinin ünü gittikçe büyüyünce iskenderiyeliler kızmış ve Bergama’ya gönderdikleri papirüslere ambargo koymuşları  Tatil . Mısır’ın bu yasağı çok geçmeden yeni bir ürün kazandırdı. Bergamalılar kitapları için Papirüs yerine yeni bir malzeme buldular. Keçi derisini işleyerek yaptıkları bu kağıtlara Membrana Pergamena yani Pergamom derileri denildi.

Bugün hiçbir izi bulunamayan ama Athena Tapınağının yanında olduğu tahmin edilen kütüphanenin tam 200 bin kitaba sahip olduğu tüm yazılı kaynaklarda yer alıyor.

Bergama Kütüphanesi, kitaplıktan öte bir müze gibiydi ve dönem ışık tutan Erken Rezervasyon Dönemi pek çok değerli eser ve el yazmalarını saklıyordu. Kitap rafları ile duvarlar arasında bırakılan boşluk vu değerli hazineyi nemden koruyor, okuma salonlarına açılan pencerelerden doğal ışık alıyordu. Bergama’nın Romalılar’a geçisinden sonra Roma Hükümdarı Antonius kütüphanedeki tüm kitapları Mısır Kraliçesi Kleopatraya düğün armağanı olarak vermişti. İskenderiye Kütüphanesine olan tutkusuyla tanına Kleopatra, bu paha biçilemez hazineyi ne yazıkki bir yangında kaybetti. Eski dünyanın iki büyük kütüphanesi de böylece yok oldu..

Ölüm Buraya Giremez

asklepion-1Bergama Kenti, Akrapol olarak anılan Yukarı Bergama ile Asklepion utsal Alanın’nın bulunduğu aşağı bergama olarak iki büyük alana yayılıyor. Aşağı Bergama sağlık tanrısı Asklepion için kurulmuş büyük bir tıp merkeziydi. Merkeze, şimdi Bergama evlerinin arasında sıkışıp kalmış Viran kapıdan giriliyordu. Asklepion öylesine büyük ve önemli bir tedavi merkeziydi ki bu kutsal yere ölümün girmesi ysaktı. Cümlesi yer alır ve gerçekten de ölümcül hastalar ile doğum yapacak kadınlar kabul edilmezlerdi. Daha doğrusu bu kutsal alanda ölüme izin verilmezdi.

Hastalar önce bu büyük kapıda karşılanır, tedavileri yapılır, şifa bulacağına inanılırsa içeriye alınırdı. Via Tecta ( örtülü yol ) ile Asklepion’a geçilir burada kalıntıları hala ayakta olan bir büyük tiyatro, kütüphane, mozole, çeşme ve pek çok yapı yer alırdı…

Asklepion’da su havuzlarını aşşağıdaki yuvarlak yapıya bağlayan 70 metre uzunluğundaki bir yeraltı geçidi, hastaları hem kötü hava koşullarından korur, hemde karanlık, aydınlık, ışık ve sesle tedavilerini sağlardı. Kutsal kaynağın yanında yer alan havuzda hastalar suya girer ( bir nevi Termal Otel gibi ) basamaklarında güneşlenirlerdi. Havuzdan yuvarlak yapıya geçmek için kullanılan bu geçidin tavanında ışık ve hava girişini sağlayan 12 pencere yer alıyor. Bu dehlizde yürütülen hastalar su sesi ve telkin yöntemi ile tedavi edilirdi. Güneş ve çamur banyolarının yararına inanılır, rüyalar, tiyatro oyunları, müzik, spor bitkisel ilçalar ve merhemler ile şifa dağıtılırdı..

Share and Enjoy:
  • Print
  • del.icio.us
  • Facebook
  • Google Bookmarks
  • Blogplay
  • Add to favorites
  • DZone
  • email
  • LinkedIn
  • MSN Reporter
  • RSS
  • Technorati
  • Twitter
  • Yahoo! Bookmarks
  • Digg

Hiç Benzer yazı Yok

İsterseniz yorum yapabilir, veya Diğer yazılara Bakabilirsiniz.
blog comments powered by Disqus